21 09 2007

Sevgili babama doğum günü mektubum..

 

 

Canım Babacığım ;

 

Sana buradan, yüreğimin  evinden bu özel günde  sessiz harflerimle seslenmek ve kaybedilen zamana inat  seni ne kadar çok sevdiğimi  duyurmak istedim doğum günümde.. Hiçbir şey için çok geç olmadan, yüreklerimizin  kum saati dolmadan  hem de..

 

Şuan 21 eylülün, doğum günümün  ilk dakikaları.. Yalnızım.. Odamda uzanmış benim için çok özel olan insana ‘’ sana ‘’bu anlamda  ilk mektubumu yazıyorum.. Yüreğimin  titremeleri parmaklarıma kadar vuruyor  sana yazarken..  Gözlerim doluyor.. Meğer kızlarının babalarına mektup  yazmaları ne kadar da zormuş.. Meğer kalpleri dolduran, sıcacık yapan baba  sevgisini  kelimelerle sınırlandırmaya ve  somutlaştırmaya çalışmak  ne kadar da imkansızmış..

 

Hani hep şu söylenir ya : ‘’ Babalarla kızların arasındaki bağ çok özeldir ‘’ diye.. Bu cümleye her şeye rağmen biz hayat verdik babacığım..

Yüreğimdeki yerin o kadar özel ki.. Ve şunu da biliyor ve hissediyorum ki,  ben de babam için çok özelim, ilk göz ağrısıyım onun.. Bir tanecik kara kızı..

 

          Yeri geldi kilometreler  girdi aramıza, yeri geldi söylenmemiş sözlerin tenhalığı.. Ama ne olursa olsun ‘’babammm’’ deyince içimdeki tüm kederlerin yerini sıcacık sevgin aldı daima..

 

Haklıydın sen…

Hiçbir şey bu kadar basit olmamalıydı…

  
          Oysa ben sevmek isterdim!  Okuduğum romanlardaki, izlediğim filmlerdeki gibi. Gerçeği yaşamak olmadı. Bir şarkıda sevdim ve küçük bir tırnak yarasında, ama bitti baba!  Bir aşkın cenazesini kaldıralı çok oldu. Sevgi bir eliyle çağırsa, korku iki eliyle iter oldu beni..


          Ben umutlarımı kısıtladım, hayallerime yasaklar koydum!  Sistematik olarak canımın yandığını hissettiğim halde, düzenin gerekçelerine karşı çıkan yüreğim, gerçekleri görmeyi nasıl hesaplayabilirdi? Bilmiyorum..

          Umutsuzluğumun umutla barışmasını sağlayıp, tüketilmek ne demek anlamıyorum!  Alışıla gelmişin dışında, yalanla yoğrulduktan sonra maskelerimi indirip, gülmeyi deniyorum her seferinde..  Korkunun sözcük anlamını tüketiyorum kimi zaman..

          Bir gün büyüyeceğimi tahmin edemedim. Dizlerinin dibindeki küçük kara  kızın olarak kalmak isterdim hep..

        Senin hayallerindeki kıvırcık saçlı kızını kıskandım. Kimseyi beni sevdiğin gibi sevme istedim..

        Hiç kimse boşluğunu dolduramadı!  Kimse senin gibi bakmadı, karışmadı, kokmadı ve hiç kimse sen kadar yüreğimi dolduramadı baba!

       Sebepsiz kırgınlıklarımın ve kendime kaçışlarımın asıl sebebi; sevgimin sevgisizliğinde sevgi aramaktan yorulmuş olması olsa gerek. Herşeyin sonunda yanımda “ben” var..  Bir beni görebiliyorum bütün gerçeklerin yalanlarında!

        Hani sen hep diyorsun ya “ ilk göz ağrım ” diye, inan bana senden başka odak noktam olmadı!  Ve asla vazgeçilmezimsin!  Affet beni, kızma ne olursun.  Babamsın, canımdan öte cansın benim için..  Sen benim gözlerimde kalan son ışığımsın..

       Evet bugün 21 eylül.. doğumumun üzerinden koskoca  31 yıl geçti .. Yıllar ne kadar da acımasız ilerliyor değil mi baba? Oysa ben senin hep küçük kara kızın olarak kalmak isterdim dizlerinin dibinde oturan.. Oysa vurgun zamanlarımı hiç  yaşamamak isterdim.. Ve sana da yaşatmamak..

      

       Tüm yaşan(ama)mışlıklara rağmen,kalbimin en derinliklerinden gelerek sessiz harflerimle  mektubumu şu cümlelerimle sonlandırmak istiyorum baba:

 

       İyiki varsın, iyiki yanımdasın ve iyiki BABAMsın..

 

       Varlığını sana ve anneme borçlu olan küçük kara kızın sevgiyle ellerinden öper..

 

       Seni çok seviyorum babacığım!..



 

12764
0
0
Yorum Yaz